Anasayfa arrow Yazıları arrow Ziyan oldu
Ziyan oldu Yazdır e-Posta

Kısıtlı bir yazmışta, iki yaz sonra gidecekmiş, kendinin zavallı olduğunu en iyi o fark ediyordu ama kimseler fark etmesin diye zavallılığını, başka bir kimliğe bürünüyordu.

İki kişiydiler biri sağdı biri sol,.biri yazdı biri kış, biri aktı öteki kara… Bu kadar zıt görünüyorlardı dışarıdan. Oysa hiç de görüldüğü gibi değillerdi. Biri doğum biri ölüm, biri rakı öteki meze, biri hasret öteki gözyaşıydı… Ama bu benzetmeler yalnızca benzetenin aklında kalıyordu.

Her şeyi yanlış anlayabilme özelliği vardı kendinde ne eksikse bunu karşıdakine atardı. Mesela hep kendini düşünen bencil yapısını karşısındakine uyarlamaya çalışırdı. “Sende hep kendini düşünüyorsun” derdi. Oysa kendi kadar farkındaydı kendinin, ama bir türlü kabullenmek istemezdi. Kendi gibi olunca kendine acı verdiğinden hep başka kimliklerde arayıp durdu kendini ve çoğu zaman sahte kimlik kullandı. Başkalarının sözlerini öyle önemserde ki şaşırır kalırdınız…

İki kişiydiler dedim ya! Bu kendini düşünen mezeydi. Asıl olan rakıydı. Hani rakısız bir işe yaramayan acı ve öğün bile sayılmayan bir mezeydi o. Rakı vardı ki sahtelikten uzaktı. Sevince dünyayı gözü görmezdi gerçi dünya da onu görmezdi ama neyse...

Sevilip sevilmeyeceğini pek umursamadan severdi. Onu da sevdi. Söyledi “seviyorum” dedi. İlgilenmedi.hep yanlış anlar dedim ya size doğal olarak bunu da yanlış anladı. Arkadaş olalım dedi. Kendi saçmalığının farkına vararak…

Nasıl olabilirdi ki ne yani şimdi onlar arkadaştı öyle mi? Hadi canım saçmalıktan öte bir şey değildi bu. Ne arkadaşı yani şimdi meze yarın öbür gün başka bir rakı bulunca rakıyı yalnız bırakacaktı ve rakıda buna razı olacaktı. Olmazdı. Olamazdı.

Sevenlerin arkadaşlığı olmaz. Arkadaşlar sevilir ama sevilenler arkadaş olmaz. İlk bakışta kendi içinde bir çelişki gibi dursa da gerçekti bu.

Yanlış anlaşılmalar, bir volkanın içinden buzul parçaları beklermiş gibi yersiz ve gereksiz beklentiler, hep kendi zaaflarını karşıya yükleyerek rahatlamaya çalışmalar...

Bu ve buna benzer bir sürü özelliği vardı. Birde hiç utanmadan mutluluk isterdi. Bırakın mutlu olmayı,karşısındakinin mutluluğunu bile çalardı.

Sonra bir gün gitmek istedi. Ve bunu rakıya söyledi. Rakı ona “gitme” dedi. “Acısın ve yalnız benim yanımda değerlisin” dedi. “Sen sadece bir mezesin ve bana özelsin gitme” dedi. Ama meze inadı tutmuştu günaha katkıda bulunan meze inadı... gitti. Acı,ekşi,mayhoş tek başına bir halta yaramadı kimseler istemedi.

Bir de hiç utanmadan mutluluk, sevgi istedi…

Rakı da üzüldü gitmesine ama meze ziyan oldu.

Meze gitti. Bir de üstüne üstlük mutluluk istedi. Acı ve günaha yardımcı biri olmasına rağmen, rakının onca lafına kulak asmamasına rağmen mutluluk istiyordu.

Tabi ki olamadı. Unuttular birbirlerini. Gitmek istedi gitti. Sen benim artık hiç bir şeyimsin diyordu ama fark etmiyordu oysa o onun her şeyiydi.

Artık sen benim hiçbir şeyimsin dedi rakıya, rakıda ona git dedi. Gittiler.

Rakı kendine söz verdi. Bu mezeden başka hiçbir mezeyle kendini içirtmeyeceğine söz verdi. Sözünü tuttu mezeden sonra kendini hiç kimseye içirtmedi. Ziyan oldu. Meze kendini yedirmek istedi onun için sadece yenmek önemliydi. Rakının önemi yoktu. Ama o da ziyan oldu. Çünkü sadece o rakıya mahsustu.

Rakı kendine söz vermişti sözünü tuttu. Kendini kimseye içirtmedi. Ziyan oldu…

feed0 Yorum

Yorum yazın
 
  Küçült | Büyült
 

busy
 
< Önceki   Sonraki >
Advertisement
Copyright ©  2008 Temirağa Demir
Tasarım: MMC Ajans