|
Dünya, aşk, meşk, eş, keş, leş… Herkes tanımına uğraşıyor bunların… Biri çocukluk anılarını anlatıyor,büyüdüğünü zannederek… Diğeri askerliğini, yine yeşil bir takım giyerek… Öteki hamileliğini, kocasıyla sevişerek… O sadece dinliyordu… Az konuşuyordu… Ama azımsanmayacak laflar ediyordu… Kendi dağınık kelimeleri içerisinde anlamlı ve düzenli cümleler kuruyordu… Öznesi ve yükleminin yeri belli olan… Cinayeti planlamamıştı hiç kimse… Bir sinir harbine kurban gitti… Bağırdı bir tanesi…
Ötekisi çağırdı… Bir bağırış çağırış oluştu ancak… Ne bağıran duyurabildi sesini… Ne çağıranın yanına geldi bir diğeri… Gördü cinayeti… Yine sesini çıkarmadı… Oturduğu odanın bir penceresinin olması gerektiği geçti aklından… Bir iki dakika hiçbir şey yapmadan sadece duvarlara baktı ve düşündü. Bu düşünceli halinden bir suç unsuru oluşturup onu içeri tıkmak isteyenlerin olabileceğini düşündü… Az evvel gözlerinin önünde birini öldürdüler ama çok umursamadı… Kalabalık bir kitle gelmiş beyinsiz bir şekilde kanın akışını izliyordu… Çok durmadı olay yerinde, burun kıvırarak yürüdü ve uzaklaştı… Suçlulardan biri geçerken omzuna çarpmıştı… Hiç oralı bile olmadı… Çıktı… Odasının içinde bir pencere olması gerektiği fikrinde sabit bir düşünce içindeydi… Sonra vazgeçti… Üç dört adımlık tosbağa voltası atıyordu… Kendini tutarak… İçi sıkılıyordu, bu kahverengi mobilyalı ve spot ışıkları olan odada… Penceresi yoktu… Çünkü eğer pencereden dışarıdaki denizi görürse camdan aşağı atlayabilirdi… Bunu bildikleri için doktorlar müsaade etmemişlerdi… Canı burnundaydı, burnu ise gözlerinin altında, dudağının üzerinde… Kokladığı ne varsa hiçbir özgünlük katmıyordu ona… Sadece bir önceki çözünmüşlere benzetiyordu… Burnundan kıl aldırmıyordu… Çünkü kıl burnunda çıkmıyordu… Üflüyordu… Çoğu kez sıkıntıdan… Ama bu bir ciğer sirkülasyonu dışında bir terapi haliydi ki kimse bilmiyordu… O ne zaman üflese dünyayı şişirdiğine inanıyordu… Ve nefesinin uçucu özelliğini kullanarak ölmeden bir gün bile olsa dünyanın havalanacağını, onu istediği bir başka gezegenin yakınlarında bırakacağını düşünüyordu… Derin alıyordu nefesleri… Bir balon şişirir gibi… Tükürük doldurmadan içini… Epitel dokuya fazla bulaştırmadan evreni… Dudaklarını büzüştürüp üflüyordu… Ara sıra ıslık sesi çıkıyordu… Görenlerin bazıları deli sanıyordu… Aslında o dünyayı şişiriyordu…
|