|
Yazar Temirağa DEMİR
|
|
Pazartesi, 07 Nisan 2008 |
Nereden başlamasını istediyse orası hep sonda kaldı, bir birlik içinde zaman tüketmek varken başka başka diyarların bir araya gelmesi imkansız olan akarsularıydı… Kırıldı, çarpıldı, çarpıştı… Belki de hepsi bir hiç uğrunaymış ya da hiç biri her şey uğruna… Yittiler işte… Hani rakıyla meze vardı hatırlıyor musunuz?
Kitapta da vardı… İşte öyleydiler, biri rakı oldu diğeri meze… Bu kaçıncı gece bilmiyorum, geçiyor işte, geçmez sandığımız ve ömrümüzü yitireceğimizden korktuğumuz neler gelip geçiyor… Geçenlerden sonrası önemli, aklına geldiğinde yüzünüzde küçük bir tebessüm oluyorsa, kendinizi arabeske vermiyorsanız her şeyi reddetip dağ başlarında zaman tüketmiyorsanız, teşekkür etmelisiniz yaşadıklarınızı yaşatana… Kangren olmuş bir bacağı kaybetme korkusu, her satırda, şarkıda, şiirde, türküde lanetler okuyorsanız çekinmeden sövebilirsiniz, beddualarınızı mutlaka Allah duyacaktır… Kim haklıysa kimin zulmü varsa görecek yaratan… Sonra bir bir, dirhem dirhem ödeyeceksin… Belki de hiçte saati olmamasına rağmen bir gündüz vakti hani şu ikindi ile akşam arasına sıkışan kısıtlı zaman dilimlerinden birinde öldüreceksin onu yada kendini… Kafanı kaldırıp da güneşe bakmayalı ne kadar oldu? En çok sevdiğin kimdi? İlk saçlarını okşadığın, ilk kaşıkla yemek yedirdiğin, sonra uğruna hayatını kararttığın kimdi…? en çok kimi özledin, ağlama nöbetin ne kadar sürdü, en rahat kimin koynunda ağladın, kim sordu adet günlerini, karnına sıcak su getirdi… Ya da ilk kime aşık oldun, kim senle maçta avazı çıktığı kadar küfür etti, kim sana doyumsuz güvendi, en çok kim kırdı kalbini kime bakarken aldattın onu, en çok kimin iyi olmasını istedin, çektiğin acılar boğazını kimin yüzünden düğümledi, kim eleştirdi sakallarını… Görücü usulü evlenemediler ama görücü usulü devlendiler. Kocaman bir aşkları oldu… Sonrada koskocaman kendilerini bile ürküten bir yumakları… İlk kez ergen olmuş bir genç kız ürkekliğindeki duyguları yaşarlarken bir yandan da seviniyorlardı… Birbirlerine destek olduklarından dolayı… Bir ömür sürer sanmıştı, sürmedi, gözlerine bir daha sürmede sürmedi, kimsenin sürmelisi de olmadı… Kahır kustu, biraz sustu, sonra avazı yettiği kadar koştu… Gücendi, hatta kendine bile… Paramparça etti parmaklarını, hatta jilet vurdu sırtına, şimdi infazlar büyütüyor birkaçı gerçek oldu bile… Ama savunmasızları değil adi köpekleri öldürecek… Ve ilk önce o köpekleri azdıran şu sokağın başında duran kahpeyi öldürecek… Sonra bir kemancı ölecek, sonra klarnetçi, sonra en güzel havlayan köpek ölecek, cinayeti gece değil bir gündüz ortasında işleyecek… Gözü dönecek, gözlerini göremeyesiniz diye… Silah ateşlendikçe yüreği sönecek belki… Sonrası pişmanlık olsada acımayacak… Önce şu sokağın başında duran aşağılık ölecek, cinayet sebeplerini kağıda alacak, madde madde yazacak… Yada gelip tövbe edecek, kırk tas sularla yıkanacak, Hatim indirecek, yoksa affı yok, cehenneme gidiş süresini hızlandıracak… Zebanilerin listesinde ilk sıralarda gördüm ismini, Yaratan af dilemesini bekliyor… Yoksa Azrail bahane bekliyor…
|
|