|
Artık anlatılacaklar, yeni bir çatı altında kalan ve hiç durmadan ciyaklayan bir kuşun anlaması kadar güç ve bilgi gerektiren şeylerdi… Ortalık sis bulutu, hatta toz, hatta duman… Herkes kaçışıyordu… Kimi anasından, kimi babasından, kimi kardeşinden, En çoğuda kendinden kaçıyordu, kendi bile farkında olmadan… Neleri yüklüyorlar valizlerine görseniz gülersiniz… Ama sizin için komik olan şeyler onlar için manevi birer türbe kadar önemli…
Kiminin bez bir bebeği var çantasında, yirmi yıl öncesinde babası almış, dört yıl boyunca onunla uyumuş ilk ergenlik hikayelerini o cansız bebeğe anlatmış, sevdiği çocukları ona söylemiş… O bezden içi elyaftan bebek onun için gerdek gecesinde kullanılan çarşafı kadar önemli… En üstüne onu koyuyor valizinin… Sonra evin kıyısında kalmış bilyelerini, eşarbını, kitaplarını almıyor bu kez… Sadece gidiyor… Kocasını da bırakıyor… Bebeği var birde kendi… Evet belki doğuramadı kendi bebeğini, ancak bu dışı bez içi elyaf olan bebeğin anlamı büyük… Yine yoldaşı o oluyor… Biniyorlar trene… Ürkek aslında… Herkesten gitmek istiyor… Ama önce kendinden… Belli etmiyor kimseye bu ürkekliğini aksine bir iş kadını edasıyla, alımlı, çalımlı adımlarıyla yürüyor… Yol bitiyor, iniyor trenden ablasının yanına yerleşiyor… Ablası evli bir kadın… Her şeyini bırakıp oda sevdiği adamın ardından gelmişti bu büyük şehre… Film olsun diye değil, izlediği bir filmden etkilendiği içinde değil… Kendinden gidesi vardı da ondan… Göçtü geldi, ya da geldi göçtü… Valizini boşaltıyor kadın… Ablası ona yardım ediyor… Bebeği alıp vitrinin tepesine bırakıyor… Sonra gözlerini ovuştura ovuştura uykuya dalıyor… Yorgun… Gece boyu yollarda yanan ev ışıklarını izledi durdu… Verilen çayı kahveyi içmedi, çantasından öncesinden koyduğu bisküvide birkaç tanesini yemişti hepsi o kadar… Canı bir şey istemiyordu… İşte böyle uykuya daldı… Yorgun zihni onu diyar diyar gezdirdi rüyasında… Dolaştı durdu… Bebeği ablasının kızı aldı… Sıradan bir oyuncakmış gibi oynuyordu… Yırttı bebeği… Kadına malum olmuşcasında bebek yırtılırken kadın rüyasında ızdıraplar içersindeydi sanki… Kıvranıyordu… Ablasının küçük kızı bebeğin içindeki elyafları dağıttı ağzını gözünü boyadı… Darmadağınık etti bebeği… Kadın ter içersinde uyandığında geç olmuştu ablasının küçük kızı bebeği yırtalı çok olmuştu… Dikmeye çalıştı olmadı… Eski haline gelmedi… Akşama kadar ağladı… Bir hafta içersinde evlenmeye karar verdi… Sonra evlenilecek ideal sayılacak bir adam buldu… Evlendi… Sevişti… Hamile kaldı… Doğurdu… Meğer yıllarca bebeğini varsaydığı için doğurmuyormuş… Canlı bebeğini emziriyor şimdi… Kocasının evinde… Daha mutlu… Oyuncakların, bazen orjinallere ulaşmak için engel olacağını anlamak bazen yıllar alabilir…
|