Anasayfa arrow Yazıları arrow On Altı Aydır Misafirler
On Altı Aydır Misafirler Yazdır e-Posta

Gözümün içine kan oturdu kaç gece evvelinden…

Misafir var diyorum kalkmak bilmiyor, ben eriyorum kederimden…

Latife edilmemiş bir edebi oyun içinde kendimi anlatmaya çalışıyorum sana…

Senin kulakların tıkalı…

Yıkanmasına müsaade etmiyorsun…

Sarı pislikler çıkıyor içinden

Aldırmıyorsun…

Benim gözbebeklerime kan oturdu…

Hem de ben davet etmemişken…

Misafirliktir kısa sürer pek kalmaz gider diye düşünmüştüm…

Bugün on altıncı ayını doldurdu…

İki gözümün on altı farklı noktasında on altı kan koltuğuna kurulmuşlar…

Kana kana içiyorlar ne ikram etsem…

Elimden, hücrelerimden ve retina sıvımdan başka bir şey kalmadı diyorum…

Aldırmıyorlar…

Kim bu hale getirdi gözlerimi…

Neden artık daha kocaman açılıyor farkında değilim…

İyiden iyiye bulanık görüyorum…

Bir kadraj ayarı yapıp netliğini sağlamam hayli zaman alıyor…

Kan içinde bırakmış arsızın biri…

Bu zamansız misafirlerde ev sahibi gibi…

Gitmek bilmiyorlar…

On altı aydır çökmüş oturuyorlar…

Kim kafasını en son dayadı boynumla omzumun arasına…

Kim kokladı beni hatırlamıyorum…

Korkarım hafızamda zayıf düşecek…

Bu bir bitaplık halidir umarım, ve geçer…

Yoksa kalıcı bir durumda dayanabilme gücüm uzun sürmez…

Ben sıkıldım…

Hayli sıkıldım sanırım…

Parmaklarımı gözlerime sokup kanların hepsini tırnağım ucuyla dağıtmaya çalışmazdım…

Uykum geliyor durmadan…

Kafamı yastığa ne zaman koysam kaçıp gidiyor bir yerlere anlam veremiyorum.

Bilmediğim sokaklar kalmadı neredeyse…

Hangi arka sokağını gezsem bu şehrin geçmiş bir tarihten hatırlıyorum…

Farklı şehirlere gitsem buralara benzetiyorum…

Kendisi ölmüş ancak gömülmeye kıyılmayan ağzı yüzü parçalanmış kan içinde olan hatırlarım var…

Arada çıkarıp cebimden bakıyorum…

Canlı gibi duruyorlar…

Yeniden yaşıyorum…

Onları gördükçe iyice uykum gelir diyorum…

Uyuyamıyorum…

Ne sayacağımı kestiremeyecek kadar dolu kafam…

Zaten sevmem matematiği de…

Onun için düş biriktiriyorum…

Bazen ezan sesi çınlıyor kulaklarımda…

Bu saatte benimle birlikte uyanık olan bir sesin yankılanması yalnızlığımı azaltıyor…

Gırtlak nağmeleri bazen hoşuma gidiyor…

İmam çoğu kez dik seslerden okumaya çalışsa da bariz detoneler yaşıyor…

Sonra belirli belirsiz uyuyorum bir ara…

Düşünce mi, rüya mı olduğunu tam kestiremediğim resimler canlanıyor retinamda…

Görüntü ters düşüyor sonra düzeliyor mercekte kırılıyor falan işte…

Benim göz kusurlarım sadece tıbbi…

Nereye ve neye bakacağımı biliyorum…

İki gözümün önüne akmasına gerek yok…

Onlar durdukları yerde akmasınlar kafi…

Bakıyorum ki saat geç olmuş…

Doğruluyorum yataktan…

Aynaya gidiyorum…

Gözaltlarıma bakmaya fırsatım yok…

Hala onların içiyle meşgulüm…

Misafirler birbirine girmiş ve kavga etmişler…

Nokta kanlar yok…

Yerini büyük bir kan lekesine bırakmışlar…

Geçeceğini ümit ederek gözlüklerimi takıyorum onları korumaya alıyorum…

Hayata devam ediyorum…

 
feed0 Yorum

Yorum yazın
 
  Küçült | Büyült
 

busy
 
< Önceki   Sonraki >
Advertisement
Copyright ©  2008 Temirağa Demir
Tasarım: MMC Ajans