|
Şimdi sana sevgi dolu sözcüklerle yazmanın kaçıncı mevsimindeyim bilmiyorum… Bir asfaltlanmış yol kadar düzgün duruyor saçlarım… Saçmalarım… Üzerine sıcak vurduğunda gözle görülecek kadar kırıyor görüntüyü… Sen her baharda daha güzelsin… Daha anlamlı benim için… Kızıl saçlarının uzunluğuna kaptırmıştım, fazla büyük sandığım kendimi… Büyüdükçe anlıyorum, eskiden çocuk olduğumu… Sıradan sandığım çok şey, hatıram oluyor… Yanlışlar, kaygılar, arzular, bir iç çekişme… Sonra nefesler çekilene kadar mahsup… Sonra bir aşkın içinden elektrik geçecek kadar iletken… Sonrası sonsuzluk…
Sen bırakmadın beni bu katran içersine… Ben atladım… Keyfimden değildi aslında… Kederimdendi… Anlamadın… Bir sivilceli dönem tutturup kendi buhranlarını anlattın bana, susarak… Yıllar geçti aradan… Belki daha düşmedi saçlarımıza ak… Hala zifir gibi kara benimkiler… Ama kökleri üzüldü… Hatta birçoğu attı kendini kafamdan… Bazen kırılarak, bazen koparak… Hiçbir şampuan düzeltsin istemedim bu zifir karası saçları… Senin ellerinle dokunmak yetecekti ki kopmalara, kırılmalara karşı… Dokunmadın… Saçlarımdaki elektriklenmelerden korktun… Oysa senin saçların… Yüksek voltajlı ve ben daha duyarlı olsamda elektriğe karşı, onlarca kez çarpılsamda ıslak ellerle tutup… Yine korkmuyorum dokunmaktan… İsterse kıyamet kopsun… Ne olacaksa olsun… Trifaze bağlanmış olsalar da… Sanayi elektriği kullanılsa da, benim ellerim senin saçlarında… Kaçmanın çare olmadığını bilmen için yaşın hayli büyük… Gözlerinde öyle… Ama sen kaçamayacağını bile bile kendinden… Arınamayacağından emin olarak görmezlikten geliyorsun gözünün içine batanları… Pişmanlıklarının içersinde unutmak istediklerini hiç unutamayacaksın bunları kazımalısın beynine… Ve sen saçlarıma dokunmadıkça onların her teli kırıldığında, döküldüğünde, söküldüğünde… Biraz daha kahredeceksin… Katranın içinde gördükçe kaçırmaya çalıştıklarına… Mahvolacaksın hatta… Ve mutluluk dediğin o şey her neyse Onu bulunmak için çabaların sonuç vermeyecek… Sen sandıkça kendini hiç olacaksın… Ben sandıkça dahada mutsuz… Saçlarımın her teli için altı ayın yitecek… Bi bakacaksın ki kızılların yok artık ve benim siyah saçlarım… Ne ektirirsen ektir orijinali kadar iyi bitmeyecek… Bitirdiklerinden pişman olacaksın… Neyse şimdi saçlarına dokunma zamanı… Haydi, getir kızıllarını…
|