Anasayfa arrow Yazıları arrow Güvercinin Paçası
Güvercinin Paçası Yazdır e-Posta

                                                           Güvercinin paçası…

Eskide kaldı…

Hatta bir eskiciye verildi, bir plastik leğen ve otuz dört mandal karşılığında…

Uzağa gitti…

Kilometrelerce…

O kadar ki pasaportla vize istediler bir okyanusu geride bıraktığı için…

Götürmedi sevdiğini…

Bilerek…

Valizin kenarında çorapların içine bile sıkışmaya razıyken, o yol arkadaşı yapmadı onu…

Kaçarcasına uzaklaştı…

Uçağa bindiğinde öndeki oturanın omzuna vurarak iki kişi uzatır mısın diyecek kadar cehalet doluydu…

İlk kez biniyordu uçağa, bir başka zengin pezevenk yolluyordu onu…

Seven arkasından bakamadı…

Uçağın camları küçük olduğundan elde sallayamadı…

Yüreğini kalın bir halatın ucunda sallandırdı…

Hem de duasız bir şekilde…

Celladı kendi olacak kadar mazoşistti…

Üç kuş havada takip etti uçağı, fitleri daha düşük olsa da…

Biri, birlikte yetiştirdikleri paçalı güvercindi…

Paçaları çift ütü izi olsa da güzel taklalar atıyordu…

Hayata inat…

Defalarca kere ters dönmesine rağmen orta kulak dengesi bozulmuyor ve başı dönmüyordu…

Uçak uçtukça sanki onunla yarışabilecek ve nitrojen yakabilecek kadar kuvvetli görüyordu fasulye tanesi kadar olan yüreğini…

Nefes nefese çarpıyordu kanatlarını…

Bazen dalga geçercesine taklalar atıyordu en yükseklerde…

Sevdiğinin parmakları birbirine kenetliydi…

Götürmediği için üzülmüyordu…

Kaçtığı için kırılmıştı…

Güvercinin paçasına bir pusula yerleştirmişti…

Uçağın altından uçmaya devam ederken ve insan yapımı değil de Allah vergisi olan bu yeteneğini kullanırken kendisini uçaktan daha heybetli görüyordu…

Ne olursa olsun o pusulayı ulaştırmalıydı…

Ve bunun bilinciyle hareket edecek kadar anlıyordu hasretten…

Aylar önce yavrularını bir atmaca kapmıştı…

Kadının sevdiği son parasıyla ona buğday aldığından beri çıkardığı tuhaf sesle bir insanla iletişim kurabiliyordu…

Uçak hava boşluğuna düştü…

Kadın çığlık attı…

Bir gerizekalı gibi yanındakine sarılmıştı…

Bu boşluğun havayla civayla bir ilgisi yoktu…

O zaten ne zaman kendini boşlukta hissetse bir meymenetsize sarılırdı…

Güvercin…

Boşluğa hiç düşmedi…

İnançlıydı…

Okyanusu geçerlerken ürkmedi…

Dirayetliydi…

Düşse yüzme kabiliyeti yoktu…

Ölecekti…

Ama uçuyordu…

Kendinin ve taşıdığı vebalin farkına vararak…

Kadın bir dış ülkeye kaçıyordu…

Sevdiğinden uzaklaşarak…

Aradan ne kadar geçti bilmiyorum…

Bir başka şehre yerleşti kadın…

Adam evinin terasında kuş besliyordu…

Tütün içiyordu…

Yemlerin tazeliğini kendi ağzında test ediyordu…

Kadın, bir dış ülkede evinden çıkıp kasaba domuz eti almaya giderken…

Müslümanlığını, çevresini, kendisini, sevgisini ve unutulmaması gereken neyi varsa onların hepsini unuturken bir güvercin kondu kafasına…

Ordan çevik bir atlet gibi omzuna atladı…

Ayağının birini gagasına götürüp pusulayı aldı…

Kadına uzattı…

Kadın, hortlak görmüş gibi baktı pusulayı açtı…

Güvercinin taşlığı ile kadının kalbi arasında küçük bir fark vardı…

Ama ikisi de parçalama görevi görüyordu…

Biri besinleri parçalıyordu…

Diğeri sevgileri…

Bir kıta uzakta kalmış adamın aylar önce yazdığı pusulada….

“Bu kuş kadar inançlı olamadın ve nefsini bir atmacaya sattın yazıyordu…”

Kadınla güvercin göz göze geldiler…

Güvercin kafasıyla onayladı kağıtta yazanları biliyormuşçasına…

Aylardır bir mahluk gibi yaşayan kadın o gün farklı bir ülkede ilk kez ağladı…

  

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                               

feed0 Yorum

Yorum yazın
 
  Küçült | Büyült
 

busy
 
< Önceki   Sonraki >
Advertisement
Copyright ©  2008 Temirağa Demir
Tasarım: MMC Ajans