|
İnsanlar bazen mutlulukları için bazı şeyleri riske edebilmeli. Risk değişik bir kavram tanımlanması zor bir kelime…. Bir gün üniversitede derse giren bir profesör final sınavında “risk nedir?” diye sormuş. Sınavdaki tüm öğrenciler bu soru karşısında şaşırmış bir çoğu cevap verememiş. Bir öğrenci kağıda kocaman harflerle “RİSK BUDUR” yazmış ve kağıdı vermiş. Yani koca sınav kağıdında sadece “risk budur” yazıyormuş. Ve öğrenci verdiği bu riskli cevapla dersten tam not alarak geçmiş… İşte risk bu olsa gerek…
Bazen insan bazı şeyleri riske edebilmeli. Daha mutlu bir hayat ümidi varsa, daha farklı bir yaşam bir adım ötesinde soyunarak gelip kendisiyle sevişmesini bekliyorsa sende bir takım şeyleri riske edebilmelisin... Bulunduğun şartları kaybetme uğruna da olsa bazı riskleri göze alabilmesin… Elde ettiğin şeylerin arkasına sığınarak bir ömür boyu basmakalıp bir hayat yaşarsan mutlulukta bekleme… İnsan bazı şeylerden gözünü alamayınca göze almalı… Ben şimdi hiç bilinmedik bir yola, kimsenin bilmediği yalnızlıklarla çıkıyorum… Koynumda birikmiş bir umut yumağı… Riske ediyorum tüm hayatımı… Sevdiklerimi,gözlerimi,yaşantımı,bir sonraki baharımı,ömrümün geriye kalanını,riskimi riske ediyorum. Gözümüzü alamadığımıza göre şimdi göze almalıyız… Belki birbirimize dokunursak yanarsız… Belki de dokunduğumuz anda havaya yükselecek bir ışık ertesinde aydınlık bir yaşam süreriz. Ama dedim ya riske edilmeli bazı şeyler gözünü alamıyorsan göze almasın… İnsanın yaşantısı boyunca birkaç kerede olsa bu türlü durumlar karşısına çıkar… Bir bocalama evresi içerisinde geçen günler ardında yapılması gereken iki şey vardır ya hazır olan düzen ile devam etmek ya da hazır olanları riske edip bir başka yaşam için bazı şeyleri göze almak Şimdi biz bir çok şeyi göze alarak çıkıyoruz yola… belki yolda kalmak pahasına… İçimizde biriken umutları saymasak ve gözlüklü hayran bakışlarımızı, hiç bir şeyimiz yok. Belki aceleci bir bahar belki bir soğuk ayaz da kalacağız… Ama bu çiçeklerin yalancı bahar tomurcuğumu yoksa yaz müjdecisi mi olduğunu anlayabilmemiz için koklamak zorundayız… Şimdi biz seninle koca bir dağa karşı durmak zorunda olan ve hayatlarını riske eden iki gizli aşk militanıyız. Meydanlarda değilse de yüreklerimize “Aşk” diye bağırmalıyız…hadi hazırlan gidiyoruz. Sizde hazırlanın gidiyorsunuz kimsenin bilmediği bir kıtayı keşfetmek üzere… Yıllardır yeraltında saklı bulunan bir hazineyi yeryüzüne çıkarmak üzere Belki de hiç duyulmamış bir kıtayı keşfetmeye çıkıyoruz. Gözükenlere değil gözükmeyenlere bakmaya gidiyoruz. Yasaklanan elmalardan yemeye,kim bilir belki sevaba girmeye… İnsanlar yaşam içerisinde mutsuz eden en önemli sebeplerden birisidir “ne gözünü alabilir ne göze alabilir” Gelecekte hayran gözlü gözlüklü çocuklar olarak koşacağız uçsuz bucaksız çayırlara… Gözlerinin içinde kalmış bir aşk enstantanesi… Görülmemiş bir dünya yaratılması için yaratana dualarımız her gece seherinde… Gelip geçici kalıcılıklar sarmalamasın benliğinizi,siz sever adımlarla koşun ekvatora doğru. Kutuplarda üşüyen penguenleri sarmalamaya,Eskimolara inmemiş vahiyleri anlatamaya gitmek için hazırlanın daha mutlu bir yaşam için hazırlanın yola çıkıyorsunuz… valizinize alabildiğinize mutluluk koyması için valizinizi riskiyere verin. Kullandığınız saatleri mutluluğa kurun ve daha büyük mutluluklar için o arkasına sığındığınız basitliklerden vazgeçin… Ya gözünüzü alın ya da göze alın…
|