|
Bu sevdanın başlangıç tarihini hatırlayamayacak kadar unutkan değildi aslında. Sadece unutmak için beynini resetlemeye çalışıyordu. Nasıl başladığını nasıl devam ettiğini ve nasıl sonuçlandığını hatırlamak istemiyordu… Büsbütün başka biri olmuştu. Artık yollara da bakmıyordu. Kalbindeki bu derde kimse derman olmazdı. Geceleri söverek uyur sabahları doğan güneşe küfrederek uyanırdı. Bu yaşananlar derinden sarsmıştı yüreğini…
Fahişe çocuklarını öldürecekti yakın bir tarihte. Polise kendini ihbar edecek kadar delikanlı,insanlara kıyamayacak kadar hassastı. Bu soyut infaz neden gerçekleşecekti peki? Bu yalancı bahar çiçeklerinin suçundan ziyade baktığı gözler suçluydu. Adam olmayacağı belli olan bir hayvanı evcilleştirmeye çalışmak gibi beyhude bir girişimde bulunmuştu. Ama her seferinde her evcilleştirmek istediğinde bir yerini ısırdı. Yaralandı… Sokak köpekleri ile birlikte gezmeyi bir halt sanarak dolaşırdı. Ne zaman sahibi tasmasını sökse o hemen köpeklerin içine karışıverirdi. Asil bir şekilde kedi parçalamak varken,gidip meyhane ve bar önlerinde kendine atılacak kemiği beklerdi diğer sokak köpekleri gibi… Ve pavyonun bekçi köpeği becerirdi hepsini… Pavyonun sahibi olacak piçte bundan keyif alarak kendi hayvani cinselliğini tatmin ederdi, evde başkaları tarafından becerilen karısından habersizce… Sokak köpeğinin evcilleşmeyeceğini öğrenene kadar çok yara aldı. İsyan etti. Köpeğe ceza verdi. Acılar attı yemeğine… Ama köpek köpekliğinden vazgeçmedi. Sahibinin onurluca verdiği ekmeği değil de bekçi köpeği tarafından becerildikten sonra yaladığı kemiği tercih etti. Köpek… Adi köpek… Neyse ki sahibi olacak saf fark etti bu evcilleşmeme halini,ama bu arada tüm mahalleyi de rezil etti. Kendide rüsva oldu… Şimdi sahibi tek varlığı olan köpeğini bıraktı. Ne halin varsa gör dercesine… Oda şerefsizce yaşayan fahişe döllerinin yanına gitti. Köpek köpekliğini yaptı… Sadık olmadı. Bir kedi ruhu taşırmış gibi nankör ve aciz davrandı… Gitmeden önce defalarca ısırdı sahibini… Yazık yalnız kaldı zavallı adam tek varlığı olan köpeğini de sokaklara salmak zorunda kaldı… Onursuz yaşanmaz dedi. Adam vurdu,kurt kovaladı… Tüm köpekleri zehirledi… Delirdi… Tutuklandı… Yetkililer geldiler çevredeki hayvanlara zarar verdiği için tutukladılar,karakola götürdüler,copladılar,vurdular… Umursamadı,”Tüm köpekler ölecek” diyordu şuursuzca… Hakime,savcıya,avukata,mübaşire,sütüne sümüğüne sövdü… Hakim son sözünü sordu “Tüm köpekler ölecek” dedi. Müebbet verdiler. Almadı… Firar edeceğim dedi. Hücreye attılar,anadan üryan soydular,analarına küfür etti. Durmadan su içiyordu damlayan çeşmeye ağzını dayayarak,çişi ile şu parmaklıkları ketsimi firarı tamamdı… Aylarca su içti ve idrarınki asitle demirleri delmeye çalıştı. Ve bir gün… başardı… Deldi… Bir çırpıda atladı duvardan anadan üryan,analarına küfrederek firar etti… Önüne gelen en azgın en parçalayıcı köpekleri bile elleri ile boğuyor sonra hepsini sağa doğru yatırıyordu… Ne kadar köpek denk geldiyse hepsini elleri ile boğarak öldürdü. Dişlerini ve salyalarını gördükçe daha da kuvvetle sıkıyordu boğazlarını… ……………….. Sonra yolda yakaladılar. Aldı götürdüler, mahkemeye çıkardılar… Hakim neden dedi… Cevap vermedi Raporuna “deli” yazdılar Bakırköy’e tıktılar gidin bakın hala orda yatar…
|