|
Kırık bir sessizlik bu… Geçirdiğimiz bir yıl daha geçti içimizden… Sonu olduğunu bildiğimiz ancak sonsuz sandığımız, sanmak istediğimiz bir geri sayım… Bir yıl bitti… Ben on yıl yaşadım… Gözlerimin altı morlaştı biraz sanırım… Tenim biraz daha kavruldu… Ömrüm sayıyorum bayağı kesirlere bölüyorum, hiçte bayağı olmayan virajlardan dönerek… Sıra dışı bu sokak lambaları… Her yıl daha parlayacakları yerde, zaman geçtikçe sönüp gidiyorlar… Ya da lambalar daha güçlü yansa da gözlerinizi alıyor bakamıyorsunuz… Nasıl geçti yılınız…?
Yorucuydu biraz… Soluk soluğa kaldım… Yaşam benimle yarışıyor sanırım… Molozları üzerime dökmeye çalışıyor… Yılmıyorum… Merdivenleri üçer üçer çıkan ve kapıya geldiğinde “hoş geldin” e bile “hoş bulduk” derken iki üç nefeste söyleyen bir çocuk kadar soluğa soluğa… Zile basar basmaz ayakkabılarını çıkarıp uçlarına basan bir haylaz kadar sabırsız… Evde yoksa kimse, ve sizin o evde olmanız gerekiyorsa, kapıyı kırın… Bu duvarlar engel olmasın beklentilerinize… Nasıl bir yıldı… Pek hatırlamıyorum o kadar çok şey oldu ki hangisinden başlasam anlatmaya bilmiyorum… Ama ömrüm hep yanımdaydı bu yıl bir aradaydık… Çıkmadı canımdan… Kesik acıları vardı… Sızısı derinden olan… Sonra çaresiz insanların bakışları… Dokuz doğurtan bir iki bin dokuzdu… Ölü doğdu bir kaçı… Geniş açılı bir pencerenin kenarında duran ve her gün pervazına kuşların konduğu bir yaşam bulamadık geçtiğimiz yıl… Kuşlar küsmüştü… Sular bitmişti… … Karnımızda dokuz doğurmamız gereken ceninler… Öldü birkaç tanesi… Sakat doğacağından endişelerimiz vardı... Hepsinin sancısını ayrıca çektik… Dokuz doğurduk iki bin dokuzda… Dokuzu bizim oldu iki binini bölüştürdüler… Zor bir yıl mıydı bilmiyorum… Ama biraz tuhaftı… Menapoz bir büyücünün parmağı var gibiydi… Kısıtlı ve kısır bir dokuzdu… Günler, haftalık olayları barındırabilecek kadar uzun geçti kimi zaman… Hiç uyumadan geçen günler oldu… Ah günler… Kırmızı günler… Şair güller diyor esasında… Benim için günler oldu bu güller… Güneşin doğmasını ve güllerin açmamasını dilediğimiz zamanlar oldu… Güller açsın diye mücadele eden çok insan oldu… Kırmızı yaprakları görünecek diye binlerce bülbülü öldürecek halimiz yok… Bundan istemedim güllerin açmasını… Sadece gül açacak diye telef edemem bülbülleri… Gül, bülbül içinse eğer… Ve her açtığında birini öldürecekse… Açmasın… Üzerine konacak bülbül yoksa yavan kokusu çabuk geçer… Günlerde öyle… Bu yıl bazen güneş doğacak diye çok insanın içindekileri öldürdü… O kadar çok şey oldu ki bu yıl sıradan değildi… Farklıydı… Her şey, çok şey olunca, hiç bir şey olmamış gibi oluyor… Dokuz doğurduk arkadaş… İki bini yedi milyar insan bölüştü… Son dokuzu biz doğurduk… Bu yılın daha iyi geçmesi ümidiyle…
|