|
Benim hep yaz mevsiminde çatladı dudaklarım… Ellerim hep aynı tarihlerde kanadı… Gözlerim kaydı… Yıldızlarla aynı anda… En çok sıcaklarda sövdüm… Bilinmez boşluklarda havada kaldı ayaklarım… Ne yere basabildim… Ne düşebildim… Asılı kaldım… Lanet olası bir ilmik yokken boğazımdaki kemikte… Çarede olamadım kendime, çaresizlikte… Hep kötü hayatlara şahitlik ettim…
… Ne olduğunu unutmuş ve sadece yüzmek için dünyaya gönderilen parmak araları küpürlü perdeli şaşkın bir ördek gibi yüzüyordu. Tatlı su içersinde… Acılar çekiyordu… Uzak yerlerde kaldı şehirlerarasında gidip gelmeyi bir beceremedi… Pahalı geldi bilet paraları… Saatlerce uykusuz kalmak anlamsız… Muavinin gömleğinin rengi batıyordu gözüne… Mini etekleri ile hostesler hiç seksi görünmedikleri gibi uykusuz kaldıkları için acıyordu onlara… Kaç kere yollarda geçti ömrü baharı… Mevsimsiz bir kar yağdı yaşlarına… Yaşları yaş kalmadı… Kurudu… Bir çöl sessizliği kuruluğu kadar, bir penguen gibi susuz ve iklime ayak uyduramadan kaldı mevsimin orta yerinde… Çorak bir toprağa atılan ve avuçla can suyu verilen bir sevgi ekmişti… Umudu en büyük silahıydı… Gözleri organik gübresi… Sevgisini narin bir pamuk içine sarıp aylarca büyütmeye çalıştı… Bazen kablosuz telefonlarda terledi kulağı… Zaman zaman ayakları ile kilometrelerce yürüdü… Hiç düşürmedi sevgisini yere… Yollar yorsa da… Su olmasa da verimsiz topraklarda… Ektiği tohumun filizini göreceğine inanmıştı… Bir akşam vaktinde ve sinir bozucu bir sıcağın içersinde soldu yeşili… Tohumu yeşilini görmeye tahammülü yoktu inançsızların… Tüm tarlayı yaktılar… Kaç dönüm kül oldu, tamda meyvesini alacakken… Tamda ısırdıkça suları ağız kenarından akan ve bir türlü bitmeyecek olan ve Allah’ın yasaklamadığı helal ettiği o meyveyi iki tarafından ısırmalarına dakikalar kala, yaktılar tarlayı… Sürtünmeden ateş çıkardılar… Gözyaşları söndüreceğine daha bir harladı kıvılcımları… Tüm tarla yandı… Bir daha hasada bırakmak için terk etmediler dönümlerce büyüklükteki toprak parçasını… Her şey bu yazılanlar kadar yarım kaldı… Anlatmaya yetmedi güçleri… Emekleri yaktılar… Yolları tutuşturdular… Geceleri ateşe verdiler… İki kişi şahit oldu… Behçet Necatigil’den bir şiir ile bitirelim… Böyle kalacak Sahipsiz, açık Örtmeye üstünü Vaktimiz olmayacak.
Düşünmek bile suç Gibi uzak yakınları İçlerinde yaşar mı Bilgimiz olmayacak.
Yıllarca beraber Yalnız saatlerde Olsun hatırlanmaz mı Cevapsız kalacak.
Kopmuş bağlar Sonunda öyle ki Neyimizdi kimdi Kimsemiz olmayacak
|