Anasayfa arrow Yazıları arrow Bir garip öykücük
Bir Garip Öykücük PDF Yazdır E-posta
Yazar Temirağa DEMİR   
Pazartesi, 17 Mart 2008
Geldiler gittiler. Hiç biri bir sonrakine haber vermedi. Yaşanılanlar hep yaşanacaklardan biraz eksik kalırdı. Ömür dedikleri olguya manalar yüklemeye çalışan insanlardı.
Kalmak isteyenler hep zamansızca giderlerdi. Gidenler hep üzgün bakışlarla ayrılırlardı.
Gidenlerin bir çoğu kalmak isteyenlerdi. Birçoğunun gidişi çözüm sandığına bakmayın kalamadığı için böyle bir uygulamaya başvurdu.

“Yenik serçe” yaban ve asi dağların maviliğinde uzanan deli gençliğimiz gibi. Sürülenler gibi asil,sürenler gibi çaresiz ve bürokrasinin arkasına sığınan sözde devlet adamları gibi. Yaralanmış gecelerin derinliklerinde abdestli bir şekilde imamın sesini bekleyenler gibi…

Hiç suç işlemediği halde vatan haini ilan edilip sabah ezanının da cenaze namazı kılınan ölüler gibi…
Yaşadıklarımız hep yaşananlardı da, yaşamak istediklerimiz yaşayacaklarımızdan hep eksik kalacaktı. Beklide buydu işte hayat. O ömrümüzü sadece manasını kavramak için harcadığımız işte o hayattı bu. Hiç kimselerin bilmediği ne çok öykü yaşanır fakat onlar hiçbir zaman roman zannetmezler yaşadıklarını çünkü yaşadıkları zaman dilimlerini genelde lant okuyarak geçirirlerdi…

Nüfus kağıdında yazan ismini bilmiyorum. Kod adı Aşkındı. Bir travestiydi. Sonradan kadın olmuştu yani. Eti yenmezdi ama o yinede satardı. Kocaman gözleri vardı. Erkek olduğu gayet belliydi. Ama o kızmışçasına davranırdı. Bir yerlere bir şeylere kızmışçasına…
Yaşamına “hayat” diyemediği için anlatacak bir “hayat hikayesi de” yoktu. Sadece yaşardı. Adına yaşam denirse tabi. Yaratanın ona biçtiği ömrü en hunharca kullananların başında gelirdi. Aklına hep şu sorular gelirdi.  “Şimdi benim bu yaşadıklarım kader mi? Yani bunların böyle olacağı belli miydi? Eğer bunlar alnıma yazılmışsa ve yaşayacaklarım önceden belirli ise neden günah?”
Beyaz tenliydi. Tevekkel ideoloji güdüpte her yaşadıklarına kader diyenler bile günahkar ilan etmişlerdi onu.
Bacakları kılsızdı. Koca kalıbını saymasak kadın bile diyebilirdik. Bazı bayanların kıskanacağı kadar güzeldi. Acaba erkek olsaydı? Aslında erkek olsaydı değil de erkek kalsaydı da bu kadar çekici olur muydu. Hayat değildi yaşadığı o da onun için “hayat kadını” olmuştu. Erkek olduğu halde…
Her sevişmeden sonra muhakkak bir köşede ağlardı. Sebebini bilmediği hüzünler doldururdu boğazını. Yutkunurdu. Üzülürdü bu hale geldiğine. Ama her sevişmeden sonra öfkesi artar bir başka kucağa atardı kendisini. Tarif edilmez duyguları vardı. Tıpkı cinsiyeti gibi bir tarifi yoktu.
Yol kenarlarında para kazanmak için beklerdi.
Sürülenler gibi asil,sürenler gibi çaresizdi.
Gündüzleri ağlar geceleri sevişirdi. Geceleri seviştiği için, gündüzleri ağlardı. Kadınların kıskanacağı kadar güzeldi. Nüfus kağıdındaki ismi bilinmiyordu ama adı Aşkındı. Kimseye aşık olmamıştı ve kimsenin de aşkı değildi. Gecelik sevişmelerde, kıllı ve bir işe yaramayan adamlarla sevişirdi.Sevişmenin en ateşli anında “müşteri” diye tabir ettikleri o kıllı adamlara çaktırmadan buğu dolardı gözlerine.
Yolda sadece para için müşteri dedikleri adamları beklerdi. Aşkın’dı. Ama ne kimsenin aşkıydı. Ne de kimseye aşık olmuştu. Her sevişmede hep o ilk bedenine giren iri yarı “insan” bile diyemediği mahlukatı hatırlardı. Parasızlığından çaresizliğinden ve acısından faydalanarak iğrenç bir şekilde birlikte olmuştu onunla.
O gün yemin etmişti. Acısından faydalanarak kendisini bu hale getiren bu herifi öldürmeye.
Sonrası, uzun hikaye…
İlk üryan sevişmenin ertesinde kimi bulsa onunla sevişti. Bir süre sonra göğüs yaptırdı kendine….ve sonuç olarak travesti oldu. Adı “Aşkın” oldu. Hüzün doldu isyan doldu nefret doldu ama mutlu olmadı beklide olamadı…
Ne feminist duygular besleyipte kadınları savundu ne de erkek hegemonyasını sürdü. Artık sadece tek bir görevi vardı “sevişmek” ve intikam almak…
Her sevişmeden sonra bildiği bütün küfürleri ederdi. Seviştiği kıllı ve göbekli adamın, anasına avradına,gelmişine-geçmişine,küfredilmemesi gereken bir sürü şeye söverdi…
İğrenirdi yaptıklarından iğrendikçe yapar, yaptıkça iğrenirdi…
Şimdi bu yaşadıkları kader miydi. Yoksa yaşadıkça mı kaderleşiyordu…
Yani yaptıkları kaderse neden günahtı bu yaptıkları…
Ya da yaptıkları günahsa neden kader diyorlardı…
………………………………………………..
Bir gece vakti yol kenarında müşteri dedikleri adamları beklerken çiğnendi öldürdüler onu. polis “kaza” dedi tevekkeller “kader” oysa cinayetti yaşanan. Öldürdüler onu adı Aşkın’dı. Tek derdi yaşamına “hayat” diyebilmekti. Her yaşanmışlığa ve her yaşanacağa kader diyenler onun bu halini kaderden saymıyorlardı. Ezdiler onu,polis kaza dedi. Oysa açık cinayetti bu.
Sabah ezanında gömdüler. Polis kimliğini sordu arkadaşlarına polis kayıtlarına Aşkın diye geçmedi adı. Çünkü ne kimseye aşıktı ne kimsenin aşkıydı. Bir gece karanlığında sadist ve “adam” bile denmeyecek varlıklar tarafından öldürüldü.
Utandı ailesi, tüm yakınları,sevdikleri,utandı. O öldü. Sabah ezanında kıldılar namazını cehenneme yolladılar. Kanlar içindeki ölüsünü yıkarlarken kime namahrem sayılacağını kestirmeye çalıştı imam. Yıkadılar. Temizlenmedi ama yıkadılar. Sonra sabahın seher vaktinde kimseler görmeden kuş sesleri eşliğinde cehenneme yolladılar. Ailesi utandı,tanıdıkları utandı,imam utandı. Aşk utandı,aşkın utandı,kefen utandı,tabut utandı,sabah utandı. Bir tek hayat utanmadı……..

feed0 Yorum

Yorum yazın
 
  Küçült | Büyült
 

busy
 
< Önceki
Advertisement
Copyright ©  2008 Temirağa Demir
Tasarım: MMC Ajans