|
Soba, Pencere Camı ve İki Ekmek İstiyoruz |
|
|
|
Halimi düşünmediğini düşündükçe içimdeki sızıltının geçmesi gerektiğini anlatmaya çalışıyorum kendime. Yüzünü gördüğüm hayatın astarını eskittikçe, babasının omuzlarında yoldan geçen küçük kız çocuklarına rastlıyorum. Ya da bir Pazar sabahında eli babasının avuçlarında öğretmenine çiçek almaya gelen yorulmamış gözlü çocuklara… |
|
|
Dalgın Yürüyüş, Buruk Gülüş |
|
|
|
Niye diye sormaya korktuğu korkuları vardı. Niye diye sormazdı bu yüzden. Durgunlaşan sularda en çok ölen çocukları anımsardı. Zamansız giden ama zaten çoğu da zamanlandığı tarihlerden hep birkaç zaman sonra doğmuş çocuklardı. |
|
|
Deli... |
|
|
|
Gizemini çözdürmeyen volta üzeri bir gece aydınlığı…Gece aydınlığı kalıcı değildir, en kalıcı bildiğim bile bir fahişenin fahiş namuslulukla bir başka adamla sevişirken, öteki bir başka adama aşık olduğuna inanması kadar gelip geçiciydi… |
|
|
Gözleri |
|
|
|
En güzel özlemi gözlerinin ön sözü anlatır. Gözlerin ön olur, sonrası söz…Sade gözlerinde saklı bütün acıların metafor ilamları. Gözlerin gözlerimde durunca hiç gereksinim duymayacağım sanıyorum gözlüklerime. O denli parlak her yan. Bulanıklık yok, boyutsal göz kusurları da, yüz hatları da düpedüz ve hatasız hatta karşımda. Gözlerimde kal hep, o zaman her yer net, beyaz, kusursuz… |
|
|
Devamı Ayrıntı |
|
|
|
Alt tarafı vesaiti nakliye Üst tarafı, huzuru zamanlı, savunması yersiz gelmiş ama hala yurtsuz kalmış ayrılık… Nasıl hecelenir ki… Alt tarafı sonsuz bir görememe hali… Üst tarafı gözbebeğindeki en hassas nokta; kör… Görmüyormuş… |
|
|
|
<< Başlangıç < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>
|
| Sonuçlar 1 - 9 / 14 |